“ALLAH, BU MİLLETE BİR DAHA İSTİKLAL MARŞI YAZDIRMASIN”

12 Mart 1921… Bir milletin diriliş destanının, marş olarak kabul gördüğü gün. Tarihimizde gururla, şerefle ve haysiyetle dolu günlerden sadece bir tanesi. Okurken tüylerimizi diken diken eden, haykırdıkça düşman siperlerinin temizlenişi hissini veren İstiklal Marşımız’ın kabul edilişi. Rahmet olsun, Mehmet Akif ve bestecisi Osman Zeki’ye…

Bir videoya denk geldim sosyal medyada. Kırıkkale Üniversitesi’nin bir mezuniyet törenine ait görüntüler. Utandım, kızardım. Keşke yerin dibine girseydim de görmeseydim diye düşündüm. Çünkü yıllar önce İtilaf Devletleri’nin yapamadıklarını, kendi ellerimizle yapmışız. Yıkmışız Türklük’ten kalan yanlarımızı. Görüntülerde İstiklal Marşı’nın siyasal bir anlam içerdiği ve bu sebeple mezuniyet programından kaldırıldığını söylüyorlar. Ve öğrenciler büyük bir mücadeleye girişiyor…

Güvenlikler mikrafonu kapatıp susturmaya çalışsada öğrenci bir şekilde sesini duyuruyor. Tıpkı cuma günleri okulun son gününde eve gitmeden hemen önce boğazımız yırtılana kadar İstiklal Marşı okuduğumuz günlerdeki gibi: “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!”

Daha da ilginç bir durum söz konusu. Görüntülerden anladığım kadarıyla ön sıra protokol. Türlü sınavlardan geçip profesör olmuş, dekan olmuş belki de rektör olmuş hocalar var. Öğrencinin bu tepkisi karşısında hiç biri İstiklal Marşı okumayı teklif etmiyor. Bırakın teklifi, müdahalede bile bulunmuyor. Güvenliklerin tepki gösterenleri yaka paça dışarı atışını izliyorlar. “Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak!”

Görüntülerdeki hocalarıma bir soru sormak istiyorum: ‘İstiklal Marşı hangi siyasi fikrin marşı olabilir?’ Yıllardır unutturdukları milli bilincimizi şimdilerde hepimiz hatırlamaya çalışıyoruz. Düşman aynı, taktik farklı. Bize verilen her ne ise, bize unutturulan kendi tarihimiz. Eğer bu video ve bu iddalar doğru ise bu kişilerin ahirette şehitlerin yüzüne nasıl bakacağını bilmiyorum. Bildiğim tek şey; o insanlar, şimdi siz o koltuklarda tepkisizce oturun diye kanlarıyla toprağı sulamadı. “Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!”

Hatırlamak lazım o günlerde yitip gidenleri… Tarih kitaplarının tozlu sayfalarına esir etmeyelim dedelerimizi. Analım, hatırlayalım. Saygıyla, sevgiyle, rahmetle.. ve böylesine dar boğaz günlerden geçerken; Sahip çıkalım. Mehmet Akif’e de, Hasan Tahsin’e de. Son olarak kulağımıza küpe olsun Milli Şair’in şu sözleri, hiç bir zaman unutmayalım: “Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!”

1 Yorum

  1. Avatar
    Hakan

    Oğlum ne kadar gurur duysam azdır seninle ….Sen ve senin gibi gerçek vatanseverler oldukça Rabbimin de izni ile asla yazılmaz bu ülkede bir daha istiklal marşı

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla