Hepimizin hayatı yoğun bir mücadeleyle geçiyor. Vermiş olduğumuz bunca emek bazen bizleri istediğimiz sonuçlara ulaştırırken bazı zamanlar da ise sonuç hüsran olabiliyor. Daha çok kazanabilmek için kendimizden de vazgeçebiliyoruz. Maddeye olan düşkünlüğümüz duygu ve düşünce yapımıza zarar vermeye başladı ve sonucunda tatminsiz, doyumsuz ve şükürsüz insanlara dönüştük. Sahip olduklarımızdan ziyade ulaşamadıklarımıza odaklanarak “mutlu olamıyorum” diyerek serzenişlerde bulunmaya başladık. Kendi işimizle ve elimizdekilerle bolluk içerisinde yaşadığımızı unutarak başkalarının kazandıklarıyla daha fazla uğraşarak enerjimizi boş yere tükettik. Paraya endeksli ve sadece menfaatlerimize göre yaşam seçmeye başladıkça huzursuzluk, yaşamdan zevk alamama gibi sorunlar da beraberinde gelmeye başladı.

Oysa, bolluk ve bereket bir bilinçtir, yaşam tarzıdır ve kabullenmedir. Paradan ibaret değildir, para bolluk bereket inancının bir sonucudur ve miktarının taksimi insanoğluna ait değildir. Paranın çokluğu ya da azlığı bolluğun ölçütü değildir ve bu yanlış düşünce kalıpları yüzünden mutsuzluğumuz da katlanmaya devam ediyor. Elbette ki para bir ihtiyaçtır, yaşamak için gereçtir fakat tek başına bizleri refaha taşımaya yetmez. Hayat amacı sadece para biriktirmek olan kişilerin birçoğu hedeflerine ulaştıkça mutsuzluğu da artmaya başlıyor. Her ne kadar hedefine ulaşmış olsa da birçok sorunun üstesinden maddeyle gelemeyeceğini anlıyor. Maneviyattan uzaklaşıyor ve huzursuz, güvensiz ve duygularını yitirmiş mekanik insanlara dönüşüyor.

Birçoğumuzun hayalidir zengin olmak, refah içinde yaşamak ve çok kazanmak. Refah için, yaşama sevinci için yeterli midir çok kazanmak? Çok para sahibi olup da huzuru olmayan, ailesiyle paylaşamayan, sağlığı yerinde olmayan, evladından hayır görmeyen, kazancının bereketini yitiren… insanları düşünün. Seçimlerimiz oldukça önemlidir, nasıl yaşamak istediğimiz ve yaşam amaçlarımız için kendi özdeğerlerimizi ihmal edemeyiz. Düşündüğümüz de her insanın hayatın da fazla ve az olanlar mevcuttur. Rahmetli Sabancı’nın sözlerini hatırlatmak isterim; oğlum bir sefer bana baba desin bütün servetimi harcamaya hazırım! Maddi anlamda neyi eksikti Sakıp Bey’in? Herşeyi fazlasıyla satın alabilecek imkânı vardı ama evladıydı onun imtihanı. O mutluluğu elde etmeye paranın gücü maalesef yetmiyordu. O keyfi hiç tadamadan dünya hayatından göçtü. Yaşam sadece çok paradan ibaret olsaydı insanların işleri daha kolay olabilirdi belki.

Aslında hepimiz bolluk ve bereket içerisinde yaşıyoruz. Sahip olduğumuz zenginliklerin farkında değiliz. Ailemiz, işimiz, oturduğumuz evler, araçlarımız ve imkânlarımız. Şükretmek için onlarca nedenimiz var ama farkında değiliz. Bize sunulan, ikram edilen sonsuz rızkı görmezden gelebiliyoruz. Hırslarımıza ve nefsimize yenik düşerek dünya hayatına ne amaçla gönderildiğimizi unutabiliyoruz. Çoğu zaman bir yanılgı içerisindeyiz, sadece verdiğinde şükrediyoruz sanki pazarlık edercesine. En büyük noksanlığımız olan nefsimiz, egomuz yüzünden memnun olamıyoruz belki de. Memnuniyetsizliğimiz hayatımıza ve tutumlarımıza da yansıyor. Yine şikâyet etmeye başlıyoruz, bu sefer de yalnız kalıyoruz. İnsanları kendimizden uzaklaştırıyoruz. İyi bir arkadaş çevresi ve dostlarımız da bizim zenginliğimiz. İnsanın tahammül edemediği durumlardan biriside yalnızlıktır. İçimiz de ki aidiyet duygusu sayesinde tek başına kalmak en ciddi sorunların başında gelir. Yalnız ve mutsuz, zengin ama garip, etrafın da ki onlarca insanın arasında tek başına olmak hiç kimsenin tercihi değildir. Şuan da düşünmeye başlayalım, dünya da ki bütün her şey bizler için ve onca günahımıza ve hatalarımıza rağmen sonsuz nimetlere sahibiz. Her şartta ve durum da her türlü olanağa sahip olabiliyoruz. Kimi zaman çok kimi zaman az kazanabiliyoruz. Biz elimizden gelenin en iyisini yapmak durumundayız takdir ve taksim rızık verene ait. Azalınca kendimizi harap etmektense veya çoğalınca kibirlenmek yerine bunları bize kimin verdiğini unutmamamız gerekir. Şükür, bolluk ve bereketin temelini ve devamını sağlar ama her şartta ve durumda şükretmek.

Aldığımız her nefes, sağlığımız, maddi olanaklarımız, ailemiz hepsi bizlere birer emanet. Biz hiçbir şeyin sahibi değiliz ancak emanetçileriyiz ve kıymetini de bilmeliyiz. Bolluk, kalbin de ki sonsuz sevgi ve merhamet sayesinde oluşur. Kazancın bereketi, şükür ve idrak ile artar. Sahip olduğumuz bütün güzellikler bizlere sunulmuş en güzel ikramlardır. Bunlara gönülden inandıkça aslında ne kadar zengin olduğumuzun farkına varacağız. Maddi olanaklarımız çok veya az olabilir ama yaşama sevincimiz, huzurumuz ve afiyetimiz yerinde ise bizler bolluk ve bereket içerisinde yaşıyoruz demektir. Bu güzellikleri daha da artırabilmek için şöyle şükredebiliriz: Rabbim, bizlere vermiş olduğun bu mükemmel hayatı bolluk ve bereket içerisinde sevgiyle yaşıyoruz. Yaşamımız boyunca ihtiyacımız olan bütün nimetleri bizlere verdin ve vermeye devam ediyorsun. İstediğimiz her şeye senin sayende kolaylıkla ulaşabiliyoruz. Bizlere helal ve hayrolanı nasip et. Rızkımızın kefili sensin ve buna bütün kalbimizle inanıyoruz, şükürler olsun.

Bolluk ve bereket içinde, huzur ve mutluluklar diliyorum…

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.