ERÜ’lü akademisyen 10 yıldır Türk dünyası ülkelerini geziyor

Erciyes Üniversitesi Okutmanı Süleyman Aydın, 10 yıldan bu yana Türk dünyası ülkelerini ve Türklerin yaşadığı coğrafyaları geziyor. “Bizim için Amerika neyse Asya’daki Türk soyları için de Türkiye o” diyen Aydın, neredeyse bir kültür elçisi.

Asya’yı ve atalarının kökenlerini merak ettiği için bu yola çıktığını söyleyen Okt. Süleyman Aydın, ilk gezisini 2008 yılında Kazakistan’a yaptığını ifade etti. Sonra Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Moğolistan ve Sibirya’ya kadar gittiğini belirten Okt. Aydın, gitmediği tek Türk dünyası ülkesinin Azerbaycan olduğunu dile getirdi. Amacının turistik bir geziden ziyade oralardaki yaşam şeklini ve hayat tarzını keşfetmek olduğunu kaydeden Okt. Aydın’ın söyleşisinden detaylar şöyle:

“Asya çok keşfedilmemiş bir coğrafya”
“Bu yolculuğa Asya’yı merak ettiğim için başladım. Çünkü dünyada en keşfedilmemiş coğrafya Asya. Amerika’da, Avrupa’da keşfedecek bir yer kalmadı, Afrika’nın her tarafına girildi. Ancak Asya kültür, hayat tarzı, inanış olarak tam keşfedilmemiş bir bölge. Dünyada moda olan ‘new age’ (yeni tarz, yeni anlayış) akımının yeni merkezi de Asya. İkincisi de köklerimize inmek arzusu. Biz ait olduğumuz milleti, milliyeti oldukça seviyoruz dolayısıyla atalarımızın sadece geldiği değil; yaşadığı coğrafyaları görmek, hayat tarzını keşfetmek açısından Asya’yı tercih ediyorum.”

“Amacım oralardaki hayat tarzını keşfetmek”
“Bu tür gezilerde mutlaka yerel halkın arasında olmaya çalışıyorum. Zaten bu coğrafyalarda oralardan birileri yanınızda bulunmuyorsa size açılmaları kolay olmuyor. Bizimkisi bir şehri baştan başa gezmek ya da turistik yerleri keşfetmek şeklinde bir gezi değil; hayat tarzını, yaşama şeklini keşfetmeye çalışmak. Bunun için de mutlaka oralardan birilerinden yardım alıyoruz.”

“Asya’yı yeterince tanımıyoruz”
“Oralarda gördüklerimden dolayı hayal kırıklığına uğramadım ama çok tanımadığımızı ve tanıdığımız ölçüde daha çok sevebileceğimizi gördüm. Örneğin Asya kültürü dendiğinde at üstünde gezen insanları düşünürüz hep ama Asya’nın kendine mahsus bir felsefesi, bir yaşayış şekli, bir inanç sistemi var. Örneğin Türkiye’deki insanların Asya’daki Gök Tanrı dinini, Şamanizm algılarının eksik ve yanlış olduğunu anladım.”

“Şekli değişse de öz kültür ortak”
“Bunlardan başka şekli değişse bile hepsinde misafirperverlik kültürünün aynı olduğunu söyleyebilirim. Aynı şekilde yine şekli değişse de büyüğe saygı kültürü devam ediyor. Mesela bizdeki el öpme geleneği pek çok yerde yok ama büyüğe saygı başka şekillerde tüm Asya coğrafyasında var. Bunun dışında mutfak kültürleri çok ortak; ete ve tahıl ürünlerine dayalı bir mutfak kültürü hakim.”

“Kazakistan’da kültürel izlerin en canlı kaldığı coğrafya”
“Gezdiğim coğrafyalarda kültürel izlerin en canlı tutulduğu yer Kazakistan’dı. Orada böyle bir devlet politikası da var. Sonra Kırgızistan geliyor. Ama tabi Özbekistan ve Türkmenistan’da durumlar biraz farklı değerlendirilmeli. Oralarda geçmişte dış politikada yapılan bazı yanlışlarımız bu kardeş toplumları bizden uzak tuttu. Ama inanıyoruz ki bunlar düzelecek. Nitekim bugünlerde iyi haberler alıyoruz; mesela Özbekistan geçen günlerde vize uygulamasını kaldırdı.”

“Türk dünyası Türkiye Türklerine karşı daha temkinli”
“Türkiye’yi büyük ve muazzam bir ülke olarak görüyorlar. Sibirya’dan Kırgızistan’a, Moğolistan’ın herhangi bir köyüne gittiğinizde de insanların bu şekilde düşündüğünü görüyorsunuz. Orada yetişen her gencin hayalinde de Türkiye’ye gitmek, Türkiye’ye yerleşmek, Türkiye’de okumak var. Bizim için Amerika neyse Asya’daki Türk soyları için de Türkiye aynı. Bu düşüncenin bir ayağı romantizme, bir ayağı tarihi gerçekliklere, bir ayağı da kültüre dayanıyor. Ama üzücü olan şu ki, onlardan Türkiye’ye gelenlerin gördükleri ya da Türkiye’den gidenlerin bireysel yanlışları ya da dış politikada atılan bazı hatalı adımlar bu bakış açısını olumsuz etkilemiş. 1990’lı yıllarda Türkiye’den giden herkesi evinde misafir eden aileler şimdi gidenleri daha temkinli değerlendiriyor. Çünkü buradan eline bir çanta kapan orada iş adamıyım diye insanları dolandırmış.”

“Onların ayrı birer devlet olduğunu kabullenmeliyiz”
“İlkinde romantik bir duyguyla yola çıktım; yani okuduğum kitaplardan, izlediklerimden, duyduklarımdan edindiğim bazı fikirler vardı. Ama yaşadıklarımız ve gördüklerimiz romantizmin yerini gerçekliğe bırakmasına neden oldu. O gerçekler de sosyal ve siyasal gerçekler. Mesela her şeyden önce bunların ayrı birer devlet olduğunu kabul etmek gerekiyor. İkincisi, herkesi Türkiye’de anladığımız anlamda Türk yapma zorunluluğundan vazgeçeceksiniz. Adam Yakut ya da ‘Ben Kazağım’ diyor. Bunları sağlıklı değerlendirmemiz ve bunun olabilirliğini görmemiz gerekiyor. Esasın, kök birlikteliği olduğunu görüp onların kişilik ve kimliğini kabul ederek ortak hareket tarzlarının geliştirilmesi gerektiğini bilmek gerekiyor.”

400 civarında obje
“Bu seyahatleri yaparken kendiliğinden bir başka hobi de gelişti. Gittiğim yerlerden objeler toplamaya başladım. Seyahatlerimiz uçakla olduğu için sınırlı sayıda eşya taşıyabiliyoruz ama 400 civarında kıyafetten enstrümana, bibloya kadar pek çok obje birikti. Türkiye’deki hayat tarzımızda henüz kişisel sergi imkanımız olmadığı için bunlar şimdilik sandıklarda ya da kutularda duruyor. Belki gelecekte bir kişisel sergi açma imkanımız da olur.”

“Gayri resmi elçiyim”
“Gezilerin sonunda nereye varacağımı soranlar oluyor. Mutlu bir insan olacağım, az şey mi… Ama şu da var, önemli bir misyonu üstlendiğimin farkındayım. Biz, toplumlar arasında gayri resmi elçilik yapıyoruz.”

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.