EVLİLİK..

İki insanı ölüm onları ayırana dek sürecek bir bağ…

Bir çoğunuz için hayatınızın en heyecan verici en merakla beklenen evresi lakin bir çoğu için de durum böyle değil kanımca.  Aşık olduğunuz ya da hayat arkadaşım olabilir olgusunu kabul ettiğiniz birisine bağlılık sözü vermek size korkutucu gelebilir. Hatta bir sonraki aşamaya geçerek bu sizin için bir fobiye dönüşebilir. Bu yazım da evliliğe karşı anlamsızca hissedilen rahatsızlık, çekingenlik hatta korku diye adlandırdığımız GAMOFOBİ’den bahsetmek gerektiğini düşünüyorum. Gamofobi sevmeye asık olmaya engel teşkil eden bir durum olmamakla birlikte konu evliliğe gelince işler değişebiliyor. Aslında korku evlenmeden daha çok evli olma düşüncesinden aşırı rahatsız olma durumu olarak karşımıza çıkıyor. Tabi ki bu rahatsızlığın içerisinde mantıklı sebeplere dayalı durum var ise ve bu durumunuzun gamofobi noktasına geldiğini ya da direk fobi haline geldiğini düşünüyor iseniz bir uzmandan destek almanız gerektiğini hatırlatarak evlilik korkusuna neden olan diğer alt etmenlerden bahsetmeye başlayalım…

BİLİNMEZLİK

İnsan fıtratı gereği bilinmeyene karsı hep korku duygusu besler. Çevremizde veya sosyal medyada gördüğünüz, okuduğunuz, duyduğunuz kötü örnekler sizi korkutup iyi örneklerde sizi bu konuda teşvik etse de yine de evlilik sizin için her zaman kocaman bir bilinmeyen olmaya devam etmektedir. Çünkü evlilik tüm hayat tarzınızı hatta alışkanlıklarınızı değiştirecek, insanların yapması çok zor olan taviz konusunda kafa yormasını gerektirecek bir noktaya getirecek. Bu çözülmesi gereken yepyeni kocaman çok bilinmeyenli bir denklem sizin için değil mi?

Evlilik neye benziyor? Her şey değişecek mi? En önemlisi, ben değişecek miyim? Mutlu olabilecek miyim? Benim için uygun mu? Soruları beyinleri kemirip duruyor günlerce. Hatta “Ben’ci” olan bazılarınız için daha büyük anlam taşıyor bu sorular.

KENDİNE GÜVENMEMEK

Karşınızda sevdiğiniz, güvendiğiniz birlikte zaman geçirmekten haz duyduğunuz  kişi olmasına rağmen korkularınız devam ediyor ise  kendinize güvenmiyor olabilirsiniz. Daha önceki karşılaştığınız olumsuz örnekler yada yanlış davranışsal tutumlarınızın ilişkiyi mahvetme ihtimalini aldatılabileceğiniz kaygısı yada bıkabileceğiniz dürtüsü başlıca kendinize güvenememe sebepleriniz diyebilirim. Genellikle  evlenme süresinin  uzaması  doğru kişiyi bulamamakla ilişkilendirilse de  sebep aslında evlilikte  korkan kişinin doğru  kişi olmaması oluyor. Bunun sebebini ise söyle açıklayabiliriz  BAGLANMA KORKUSU ve geçmiş bilincindeki kötü deneyimler gibi aşılması zaman alacak sorunlar olarak adlandırabiliriz

AŞKIN BİTMESİNDEN KORKMAK

EVLİLİK AŞKI ÖLDÜRÜR sözüne o kadar aşinayız ki  aşk dolu bir evlilik film sahneleri repliği gibi geliyor hepinize. Oysaki evlilik sevgi, saygı, mantık üçlemesiyle yol haritasını belirler. Aradığınız şey aşk ve tutku ile dolu bir ilişki ise bunu bulamayacağınızı düşünmek sizi evlilikten soğutabilir. Her şeyin rutinleşeceği  tutkunun tükeneceği  ya da sıkıcı bir hal alacağı size ömür boyu bu surece maruz kalma hissinden dolayı da korkutucu geliyor olabilir.

AİLENİN MUTSUZ BİR EVLİLİK YAŞAMASI

Sevgi duygusunun az yaşandığı bir ailede büyümüş olan bireylerin ilerleyen süreçte aynı duruma maruz kalma düşüncesi  evliliğe yönelme korkusunu tetikler hale geliyor. Sürekli maruz kalınan kavgalar anlaşmazlıklar  evlilik müessesesinin böyle olduğu düşüncesini bilinçaltınıza kaydediyor. İyi giden bir ilişki olsa bile sonucun böyle olmasından korkar hale geliyor ve içten içe o yöne doğru gideceğinizi düşünmekten kendinizi alı koyamıyorsunuz. Çünkü evlilik kurumu yöneticisi anne ve babadır. Kendi aile portföyünüzü yaşayacak olduğunuz aile birliği ile özdeşleştiriyorsunuz. Bu da sizleri mutsuz ve umutsuzluk kavramlarına itiyor.

BOŞANMA KORKUSU

Hepimizin bildiği üzere son yıllarda boşanma oranı her geçen gün artıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2015 verilerine göre evliliğin ilk 5 yılında boşanma oranının daha fazla olduğu anlaşılıyor. Her geçen gün artan bu sayının sizi korkutuyor olması da olası bir durum. Sonuçta bizim de sonumuz böyle olacak korkusu geleceğe bakış açınızı değiştiriyor.

Sonuç olarak hayatta her korkunun yaşandığını varsayarsak evlilikten korkmakta sağlıklı bir insanın en doğal hakkı. Ama her sağlıklı insan gibi korkularını yenerek ya da onlarla yüzleşerek bu korkulardan sıyrılmasını bilmeli ve evliliği gerçekten çok istiyorsak gereklerini yerine getirmeliyiz. Çünkü hiç kimse laf olsun diye aşık olmamıştır, sevmemiştir geçmişten günümüze kadar bunun aksini de yine hiç kimse düşünmemiştir. Bunun için eş adayınızla her şeyinizi paylaşmalı bir uyum içinde hareket etmelisiniz. Eş adayınızı iyi tanıyabilmek için önce kendinizi tanımayı öğrenmeli ve en önemlisi kendinizi diğer insanlara ve eş adayınıza doğru yansıtabilmeyi becerebilmelisiniz. Bunun için gerekli görüldüğü takdirde ister tek başına ister eş adayınızla beraber bir uzmandan destek almanızda da hiçbir sakınca yoktur.

Evlilik ciddi olduğu kadar kutsal da bir müessese, bu müessesenin kurulumunda rol oynayacaklardan biri de sizlersiniz. Bunun için ne  yapılması gerektiğinin farkında olmak her zaman iyi bir iletişimden, açıklıktan ve samimiyetten geçmektedir. Korktuğunuzu belli edin, edin ki sevdiğinizi kaybetmeyin. Pişman olmayın. Hayatınızın geri kalanını mutlu ve sevdiklerinizle birlikte aldığınız kararın arkasında durarak yaşayın ve bunu sizden sonraki nesillere öğreterek onlara da yaşatın. Saygılarımla,

Kişisel Gelişim Uzmanı

ASLIHAN ÖZGENUR ÖZER

 

 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla