Kendinizle konuşun … İyi gelecek!

Nedeni bilinmeyen, içten gelen, belirsiz, korku, sıkıntı, kötü bir şey olacakmış endişesi ile yaşanan bir duygudur. Alt benlikten haz ilkesi doğrultusunda doyum arayan dürtüler üst benliğin gerçekleri tarafından engellenir. Benlik arasındaki çatışmayı çözerek dürtüyü bastırırsa sorun çözülür.
Çözemezse, bunu tehlike olarak algılar ve anksiyete doğar. Anksiyetenin nedeni olayın kendisi değil, kişi tarafından nasıl yorumlandığı, nasıl algılandığıdır.
Olayların, çarpıtılmış düşünce örüntüleriyle algılanması sonucunda anksiyete ortaya çıkar.
Toplum tarafından dayatılan ve bizim deneyimlerimiz sonucu oluşturduğumuz sınırlayıcı inançlarımız hayatımızı yönetmekte ve dolayısıyla kaygı bozukluğu ortaya çıkmaktadır. Bu inançlarımıza örnekler verirsek:
İyi insanlar/anneler asla sinirlenmezler veya çocuklarına bağırmazlar.
Çocuklarıma bağırdıysam, iyi bir anne değilim (veya) bunun anlamı ben kötü bir anneyim.
İlk önce daima diğer insanları düşünmeli
Eğer ağlarsam, bu benim zayıf olduğum anlamına gelir
Eğer diğer insanlar benden hoşlanmazsa bu berbattır.
Her şey benim istediğim şekilde olmalı; ve ben her istediğimi almalıyım.
Duygularımı göstermemeliyim.
Çaresizlik Temel İnançları
“Yetersizim, etkisizim, yeteneksizim, yetersizim, beceriksizim; baş edemem.”
“Güçsüzüm, kontrolsüzüm, değişemem, Sıkışmış, kıstırılmış, kurbanım.”
“Dayanıksızım, zayıfım, muhtacım, kolayca incinebilirim.”
“Aşağıyım, başarısızım, kaybedenim, yeterince iyi değilim, diğerleriyle boy ölçüşemem.”
Sevilmeme Temel İnançları
“Hoşlanılmayacak, istenilmeyen, çirkin, sıkıcıyım, Diğer insanlara verebilecek hiçbir şeyim yok.”
“Sevilmiyorum, istenilmiyorum, önemsizim”
“Her zaman red edileceğim, terk edileceğim; hep yalnız kalacağım”
“Farklıyım, kusurluyum, sevilecek kadar iyi değilim”
Değersizlik Temel İnançları
“Değersiz, kabul edilemez, kötü, hasta, bozuk, hiçim…
“Tehlikeli, zarar verici , zehirli, kötü ruhluyum”
“Yaşamayı hak etmiyorum”
Bu inançlar tabi ki bir anda oluşmuyor. Çocukken çevremizin bize yükledikleri en önemlisi 0-6 yaş arasında anne ve babamızın yükledikleri….
Anksiyete(kaygı bozukluğu) tanısı almış iseniz ilk önce sakin bir yere oturun elinize kağıt kalem alın ve “dir-dır” la biten cümlelerinizi bulun. Onları yazın ve sizin hayatınızın hangi alanlarını etkilediğini fark edin… Ve bu inancı beyninizde çürütün. Mesela ; “Sevilmiyorum, istenilmiyorum, önemsizim”inancını ele alalım:
Hiç sevildiğim an olmadı mı? Beni hiç mi kimse sevmiyor? Seven olmadı mı? Annem babam kardeşlerim, ilk okul arkadaşım, komşum, öğretmenim….
Gibi gibi …
Kendinizle konuşun … iyi gelecektir.
Sağlıklı günler diliyorum…..
DİLEK ALBAYRAK
SOSYOLOG AİLE DANIŞMANI
e-mail:dilek@albayrakgy.com.tr

#dilekalbayrak

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.