Peygamberimiz döneminde insanlar/müşrikler,
Allah’tan başkalarını şefaatçiler olarak
kabul ediyor ve onlardan şefaat edip
kendilerini Allah’ın yanında kurtaracaklarını
zannediyorlardı. 10/Yunus 18, “Onlar
Allah’ın yanında, kendilerine ne zarar ne
de fayda verebilecek şeylere kul oluyorlar
ve bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir
diyorlar. De ki: siz Allah’a
göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi
haber veriyorsunuz? Allah onların ortak
koştukları şeylerden uzak ve yücedir.”
***
Bu şefaat inancı müşriklere ait bir iddiadır,
ancak Allah böyle bir iddianın aslının
olmadığını şöyle cevaplıyor. Allah’a
göklerde ve yerde olmayan ve bilemeyeceği
bir iddiayı mı söylüyorsunuz bunun
aslı yok ben şefaat izni kimseye vermedim,
eğer izin verirsem o zaman şefaat
edebilirler, izin vermediğime göre nasıl
şefaat edebilecekler buyuruyor. Şimdi
bazıları çıkıyor müşriklerin bu iddialarını
kabul ederek Allah bazılarına izin vermiştir
diyorlar, böyle diyenler şu ayetleri ne yapacaklar.
39/Zümer 43, “Yoksa onlar Allah’ın
yanında, Allah’tan başkalarını şefaatçiler
mi edindiler, de ki: Onlar hiçbir şeye güç
yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi
şefaatçi edineceksiniz?” 39/Zümer 44, “De
ki: Bütün şefaat parça değil tüm Allah’ındır.
Göklerin ve yerin hakimi ve hükümranlığı
yalnız Allah’ındır, sonra O’na
döndürüleceksiniz.” Haydi cevap bu,
Allah ayetleri ile çelişir/yalanlar bir ayet
gönderir mi? haşa o zaman Allah’ı unutan/
gaflete dalan/ cahil/bilmeyen konumuna
düşürdüğümüzün farkında mıyız?
şefaat edecek olanın her şeye gücü yeten,
her şeye akıl erdiren, unutmayan/gaflete
dalmayan, cahil olmayan, hükümran ve
hakim sıfatları olan yapabilir, bu sıfatlar
sadece Allah’ta aittir, peygamberlerde bile
bu sıfatlar yoktur, kaldı ki, diğer veli,
evliya, şeyh, yatır, kutup ve bu gibiler.
***
Şöyle denmesi gereken sözü değiştirip
aksini söylüyorlar mesela, şefaat senden
Allah’ım deneceği yerde, şefaat ya Resul
Allah deniliyor bu yanlış, hata ve şirke
bulaştırıyor. Şefaat ya Resul Allah demek,
bana şefaat et ey Allah’ın peygamberi
demektir, bu yetki ve sıfat sadece Allah’a
ait olduğu için peygambere verilemez 7/
Araf 188, “De ki: Ben, Allah’ın dilediğinden
başka kendime herhangi bir fayda veya
zarar verecek güce sahip değilim, eğer
ben gaybı bilsem elbette daha çok hayır
yapmak isterdim ve bana hiç bir fenalık
dokunmazdı. Ben sadece inanan bir
kavim için uyarıcı ve müjdeleyiciyim.”
Bu ayet peygamberde böyle bir yetkinin
olmadığını açık ve net uyarıyor,peki
direnmenin ayaklaşmanın kime n faydası
olacaktır, sadece günahı olur.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.