“Yer yüzünde bulunanların çoğuna ıyacak
olursan, seni Allah’ın dininden yolundan
saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye
tabi olmazlar. Yalandan başka da sözde söylemezler.”
6/Enam, 116
“O kullar harcadıklarında ne israf ne de
cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.”
25/Furkan, 67
“Yine onlar Allah ile beraber tuttukları
başka bir tanrıya yalvarmazlar. Allah’ın haram
kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve
zina etmezler. Bunları yapan günahını cezasını
bulur.” 25/Furkan, 68 – 26/Şuara, 213
– 28/Kasas, 88 – 72/Cin, 18 – 36/Yasin, 74
“Kim tevbe eder, iyi davranış gösterirse,
şüphesiz onun tevbesi kabul edilmiş olarak
Allah’a döner.” 25/Furkan, 71
“El açıp yalvarmaya layık gerçek bir dua
yalnız Allah’a yapılır. Allah’ın dışında el
açıp dua ettikleri başka varlıklar, onların isteklerini
hiçbir şekilde karşılayamazlar. Onlar
ancak ağzına su gelsin diye, suya doğru
iki avcunu açan kimse gibidir. Halbuki suyu
ağzına götürmedikçe su onun ağzına girecek
değildir. Kafirlerin duası kuşkusuz hedefini
şaşırmıştır.” 13/Rad, 14
Eğer mü’minim diyen kişi Allah dan
başkasına da yalvarırsa , onun rızası için,
onun hatırına, onun yüzü suyu hürmetine
Allah’ım duamı kabul et derse, işte ayette
açıklandığı gibi, suya direk avcunu götürüp
suyu alıp ağzına koymayınca, su onun
ağzına girmezse, direk yalnız Allah’dan
dua istemeyenlerin duası hedefini şaşırır
ve Allah’a ulaşmaz. Belki de dualarımız bu
yanlışlıktan dolayı hedefini şaşırıp Allah’a
ulaşmıyordur.
Şu unutulmamalıdır. Müslüman, yalnız
şehadet kelimesini söylemekle Müslüman
değil, Kur’an’ın tümünden sorumludur. İslam’ın
şartı sadece beş değildir, Kur’an’ın iki
kapağı arasındaki ayetlerin hepsidir. Yani
yalan söylemek İslam’ın yasakladığı şart
değil mi, fitne, fesat, koğuculuk, dedikodu,
kul hakkı yemek, kamu hakkı yemek günah
değil mi niçin bunlar İslam’ın şartı olarak
sayılmaz ve anlatılmaz. Daha neler var.
Mesela bir işçinin gücü nispetinde çalışması
onun için helal kazançtır. Eğer kaytarırsa
iş verimini düşürürse bu onun için haram
kazanca dönüşür. O parayla çoluk, çocuk
helalinden beslenmemiş olur, o kazancın
bereketi olmaz.
İşveren işçisinin alın terini vermiyorsa,
sigortasını tam yaptırmıyorsa, kanuna güvenerek
işi kılıfına uydurup hak yiyorsa,
helal kazancına haram katmış olur. Gerek
işveren, gerekse işçi haram kazanmışsa, o
parayla da, hayır hasenat yapılmışsa veya
okul, cami, hastane, haç, umre gibi şeyler
yapılmışsa, siz ondan ne beklersiniz. Cevabı
Allah veriyor.
“Rablerini inkar edenlerin durumu şudur.
Onların amelleri fırtınalı bir günde
rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer.
Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler.
İyiden iyiye sapıtma işte budur.” 14/İbrahim,
18
İnsanların ilk önce mü’min olması isteniyor.
Yani insan Allah’a ve ayetlerine iman
edip, uygulamak zorundadır. Bunları uygulamamak,
yapmamak ne demektir. Allah’ım
ben seni ve ayetini dinlemiyorum, dediğini
yapmayacağı demektir. O zaman sevabı nereden,
hayrın karşılığını nasıl alacağız. İşte
bunun cevabu u ayettedir.
“Rasulüm onlar seni yalanlarsa de ki: Benim
işim amelim bana, sizin işiniz ameliniz
de size aittir. Siz benim yaptığımdan uzaksınız,
ben de sizin yaptığınız amellerden uzağım.”
10/Yunus, 41
“Ey insanlar! Size rabbinizden bir öğüt,
kalplerde olabilecek maneviyatsızlığa bir
şifa mü’minler içinde bir rahmet ve hidayet
gelmiştir.” 10/Yunus, 57
İnsan eğer Allah dan gelen Kur’an ayetlerine
sarılır, anlamak için okur, anlarsa
kabinde olabilecek manevi boşluğu Kur’an
ayetiyle doldurur. Onun için şifa olur, hidayet
olur ve rahmet olur. Gönlünü ve kalbini,
kafasını Kur’an’la dolduramayanların yerine
hurafeler, din dışı bilgiler öğüt ve şifa
yerine sapıklık ve şirk, hidayet ve rahmet
yerine de inkar ve zahmet doldurur.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla