Rad 14: “El açıp yalvarmaya layık olan ancak Allah’tır. Onun dışında el açıp dua ettikleri onların istediklerini hiçbir şeyle karşılayamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Hâlbuki suyu ağzına götürmedikçe su onun ağzına girecek değildir. İnanmayanların duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır.”
Rad 16: “Resülüm Deki: Göklerin ve yerin Rabbi kimdir? Deki Allah’tır. O halde deki Allah’ı bırakıp da kendilerine fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmayan evliyalar mı edindiniz? De ki körle gören bir olur mu? Yoksa Allah’ın yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü? De ki Allah her şeyi yaratandır. Ve O birdir. Karşı durulamaz güç sahibidir.”
İsra 56: “Rasülüm deki Allah’ı bırakıp da ileri sürdüklerinize yalvarın. Ne var ki onlar sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilir, ne de değiştirebilirler.”
İsra 57: “Onların yalvardıkları bu varlıklar Rablerine hangisi daha yakın olacak diye vesile ararlar. Onun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı sakınılacak bir azaptır.”
Furkan 28: “Yazık bana keşke felancayı dost, vesile, edinmeseydim.”
Kişiler vesile yapılmamalıdır. Eğer ilimden bilgiden bahsediliyorsa bu güzel. Tehlike şu: İnsanların eşyalarını, türbelerini, eser ve sözlerini tutmayıp hatasız, tartışmasız, eksiksiz kabul etmek şirke götürür. Bu nitelikler yalnız Yüce Allah’ımıza ve kitabımız Kur’an a aittir. İnsan sözleri eksiktir. Zamana ve olaylara göre değişir.
Zümer 36: “Allah kullarına kâfi değil mi yetmiyor
mu ki sizi Allah’ın dışında başkalarıyla korkutuyorlar.”
Bu ayetlere göre asıl şeyh arayanların şeyhi şeytandır.
Tarikatlar dinin emrimi? Hayır dinin emri ve şartı değil. Ne 32 farzda ne 54 farzda nede Kur’an da var. Zaten Kur’an defalarca ayetlerde tarikatı yasaklıyor.
Şunu da biraz açalım. Efendi, sultan, üstat, âlim, şeyh, ne derse o yapılıyor. Doğru mu yanlış mı muhasebesi yapılmıyor. İslam hür düşünmeyi emreder. Hür olmayana da İslam farz değildir. İslam akılları başkalarına teslim etmeyi yasaklar. “Efela yağgılun, efela yetefekkerün, efela tetefekkerun” der. Yüzlerce ayette “düşünmüyor musunuz, akletmiyor musunuz, tefekkür etmiyor musunuz?” buyuruyor Allah’ımız. Neyi nasıl düşünüyoruz, aklediyoruz? Misal, seçimler geliyor oy vereceğiz tarikat şeyhi, cemaat lideri şuraya diyor, iş bitiyor. Bize hür irade ile karar verme imkânı verilmiyor. Kim sorumlu? biz, kim hesabını verecek? biz, bizi yadırgamayın buna ayetle bakalım. Birileri Allah’tan, Peygamber’den söz ediyor ama yaptıklarının ve uyguladıklarının hiç mi hiç alakası yok.

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Araç çubuğuna atla