Merhaba Dilek hanım,

Benim anaokuluna giden bir oğlum var. Sürekli derste durmadığı için şikayet alıyorum. Toplu çalışmalarda gruba katılmadığını ve kurallara uymadığını söylüyorlar. Sinirlendiğinde de arkadaşlarını ittiriyormuş. Öğretmen idare edemediğini , onunla ilgilenmekten diğer çocukların hakkına girdiğinden bahsediyor. Çok çaresizim lütfen yardım edin…

Değerli okurum…. Maalesef eğitim sistemimiz ve eğitmenlerimiz sadece her yönü ile sağlıklı bireylere hizmet etmekte. Eğer çocuğunuzda davranışsal sıkıntılar varsa –ki çoğu yanlış davranışı çevresindekilerin yanlış tutumları sayesinde edinir- sizin bu ülkede yatacak yeriniz yoktur. Ne zaman vardır eğer çocuğunuz zihinsel engelli  ya da bedensel engelli ise özel eğitim okulları vardır. Oraya götürürsünüz. Yok engelli değil sadece hayatı diğerlerinden farklı düşünüp farklı algılıyorsa  biraz da hareketlilik ve sorgulama varsa o zaman vay halinize!

Bütünüyle standartlarda öğrenci profili ile karşılaşacağını hayal eden sevgili öğretmenlerimiz kendi kalıplarına sığmayan , dediklerine sürü psikolojisi ile uymayan öğrenciyle karşılaştıklarında böyle bir çocukla başedebilmek ,daha doğrusu onun sevgi dilini , hayat dilini çözme noktasında şu kapılarla karşılaşıyor:

Kapı 1:Okuduğum kitaplarda  bu tarz çocuklarla ilgili bilgi yazmıyor . Hocalarımız da bizi yönlendirmedi. Peki ben bu çocuğu anlayacak vizyona sahip miyim?

Kapı 2: Belirli iletişim becerilerine sahip miyim? Bende o çocuğa ulaşabilecek beceriler var mı?Mesela ona uyum sağlamak gibi, onun anlayacağı tarzda konuşmak gibi, ona değer verdiğini hissettirmek gibi…

Kapı 3: Niyetim nedir? Bu çocuğu kazanmak mı ya da akan nehireusuldan bırakmak mı? Bu lafı bütün hoca ve idarecilerden duyacaksınız:”Biz sizin çocuğunuzu kazanmak istiyoruz”

Bu düşüncelerinin gerçekliğini  çocuğunuz üzerindeki sarf ettikleri emek belirleyecektir.

Kapı 4: Bu çocuk Allah’ın bir emaneti , acaba kul hakkına girer miyim?

Bu 4 kapıdan hakkı ile geçebilen öğretmenimizin bence yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

Bana bu çocuk hiperaktiviteden öte sanki otistik gibi ya da kişilik bozukluğu var gibi diyen danışanımın sevgili müdürü;

Aileyi yönlendirip ,çocuğa karşı davranışsal ve sözel baskıdan vazgeçildiğinde ve çocuğa “seni anlıyorum ve yanındayım mesajı verildiğinde 1 haftada o otistik mi acaba denilen çocuğun nasıl değiştiğine şahit oldum. Acaba bunu danışanımın çocuğuna cüretkar bir şekilde yakıştırabilen sayın müdürüm kendi çocuğu için bu cümleyi bu kadar kolay sarf edebilir miydi ?Tüm vicdan sahiplerine soruyorum.

Ve tüm hiperaktiviteden ve diğer kişilik bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıklardan bihaber öğretmenlerim:

Hiperaktif çocuğu bir iki seansta düzeltemezsiniz çünkü onun beynindeki nöronlar arasındaki iletiler eksik iletilmektedir. Yani bir nörondan diğer nörona bilgi geçişini sağlayan nörotransmitterler görevini tam yapamamaktadır. Yani hareketlerini kontrol edememesi biyolojik bir etkene bağlıdır. Hele hele anaokulu öğrencisi çok küçük olduğu için bir kat daha fazla kontrol edemez .Çünkü kendini durduracak eğitime sahip değildir. Hal böyle olunca hiperaktif bir öğrenciye ne kadar komut da verseniz istediğiniz sonucu alamazsınız. İstediğiniz seviyeye getirmek zaman , eğitim ve bolca emek isteyecektir.

Öğretmenlerimizin en güzel kaçış noktası ise şudur:

Efendim 20 kişiyi bir tarafa koyup sadece sizinki ile mi ilgileneyim diğer çocukların hakkına girmez miyim(hani hakkı hukuku iyi biliyor ya)en güzel sıyrılma yöntemi….

Tabi ki haklısınız. Fakat ne oldu bitti mi? Hayır öğretmenim film yeni başladı. Vizyonunuzu geliştireceksiniz ve bu çocuk için ne yapılmalı düşüneceksiniz. Devlet her sınıfa stajyer öğretmen koyuyor. Gerekiyorsa onlardan yardım isteyeceksiniz. Rehber hocanızı o çok sevdiği hiçbir şey üretmeyip duvarlara baktığı odasından çıkaracaksınız olaya dahil edeceksiniz.Gerekiyorsa okuldaki her dersinde sokak maçı yaptıran kızlara ip atlatan kendisi de akşamın olmasını bekleyen beden hocanızdan, her sene gerçekten resim yaptıracakmış gibi 101 adet boya çeşidi aldırıp sonra da sadece saksıda meyve çizdiren sevgili resim hocanızdan, bir Allah’ın müzik aletini bile çaldıramayan(filüt dışında) ama okul çıkışı müzik evlerinde özel müzik dersi vererek alet çaldıran müzik hocanızdan destek isteyebilirsiniz.

Öğlen paydoslarında ya da okul çıkışı o özel çocukla bire bir vakit geçirebilirsiniz. Onu anlamaya çalışabilirsiniz. Ki 1 haftada anlaşıldığını hisseden çocuk evde mucizeler yarattı. Bu çocuğa sorunlu, davranış sorunu var demeye hiç kimsenin hakkı yok. Evet aslında ortada davranış sorunu var ama o ne yazık ki yurdumun müdürü, öğretmeni, idarecisi !… vay canına ki kendini anlatamayan sevgili çocuklarım ve çok kıymetli annelerim , babalarım…

“Ne yapalım sistem böyle “ diyorsanız bu sistemi değiştirmek siz yöneticilerin müdürlerin elinde… Bir imza kampanyası düzenleyin ve bu çocuklara ayrı sınıf açın ve farklı bir sistem uygulayın… Hemen örümcek kafalardan tepkiler geliyor:”Aa  öyle olur mu onları ötekileştirelim mi?”

Böyle iterek kakarak, hakaret ederek , sınıfın ortasında “sen ne biçim çocuksun “ diyerek çocuğa hiç zarar vermiyorsunuz . Gidip evinize rahatça yatağınıza yatıyorsunuz. Çocuğun psikolojisinin canına okuduğunuzu hiç düşünmüyorsunuz. Efendim nasıl olur da ayrımcılık yaparız. Siz kafanızda ayırmışınız zaten o çocuğu ötekileştirmişiniz ve bunun da sözel ve davranışsal gösteriyorsunuz. Çocuk sizin yüzünüzden davranışsal problemleri artıyor ve aileyi okula çağırıp utanmadan “bu çocuk hasta “diyorsunuz. Hasta ettiniz öğretmenim! İster kabul edin ister etmeyin vicdanınız  en doğrusunu söyler, şimdi susar gün gelir itiraf eder!….

 

 

 

 

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.