MEZHEP VE MEZHEPLER(13)

Örfün, geleneğin, ata dede, şeyh gibilerin mezheplerin görüşlerinin dinleştirilmesi her hal ve şartta bidattır. Bunun bir kısmı günah olan bidattır, bir kısmıda şirk olan bidattır. Ne yazıktır ki bunlar, bal adı altında zehir üretmekle kalma-dılar; insanoğlunun üretilmiş tüm ballarını da zehire çevirmişlerdir.
Ne hallere geldiğimizi düşünmek zorundayız, aklın işletilmesini unutup Hz. Peygamber’imize söyledi, diye yalan uydurup Hz. Peygamber’in tebliğ ettiği arı duru, tertemiz dini ruhbanlıkla, hurafelerle kirletip Kur’an’la hadisleri çatışır hale sokmak ve bunun adına da din demek ne acı manzara, tarikat, cemaat ve mezhep görüşlerine verilen değeri, kıymeti Kur’an’a, ayetleri anlamaya versek elbette çok şeyleri Kur’an bize öğretecek, Kur’an’ı meal olarak okursanız Kur’an olmaz diyenlerden uzaklaşıp benim kitabım ne diyor? Hele okuyup anlayım diyebilsek kurtuluşa ulaşacağız, kendimizi kurtaracağız. Ne olur ki Kur’an’ı meal olarak anlayarak okusak zararımız mı olur? Eğer Kur’an bizi meal olarak aydınlatmazsa illa ki aydınlatacak, tekrar meal olarak okumayı o zaman bırakalım.
Şu anlaşılır şey değildir. İnsan, Allah’ın söyledik-lerinden başka şeylere inanacak, onları istediğiniz şekle sokacak, bir bakıma senin söylediklerin gibi değil, ama benim zannettiklerim gibi diyeceksiniz ve ben inandım diye Allah’dan kurtuluş bekleyeceksiniz. Mezhepler adına, tarikatlar adına, cemaatler adına uydurulan sözleri benim-seyip, Allah’ın gönderdiği Resulullah’ın da insanlara tebliğ ettiği, bozulmamasını istediği, İslam anlayışını unutup, yeni bir din anlayışı geliştirip, ona sarılıp, kurtuluşu ondan bekleyeceksiniz.
Allah için soruyorum! Mezhepleri anlatan kitaplardan, tarikat ve cemaatleri anlatan kitaplara ve hatta diğer İslam’ı anlattığını yazan kitapları okuyun, neler bulacaksınız; insanların düştükleri yaygın bir yanılgı var. Kur’an incelenirse Peygamberler insanlar tarafından kolay kabul görmediler. Her topluluk kendine göre bir şeyler uydurdular. Mesela peygamberlerde insanüstülük arama-ları, bulamamaları halinde uydurularak gerçek insanlar olan peygamberleri, masallarda anlatılan kahramanlar gibi olmadık vasıflarla vasıflandırarak, kabullenip inanmaları zaaflarının başında gelir. Rableri; insanlara hiçbir zaman gönderdiği peygamberlerin insanüstü olduğunu söyleme-diği halde Allah’ın sözlerine itibar edip uymayarak, kendi heva ve heveslerine uyarak sapmaları, insanları açık iftiralara, büyük yanılgılara belki de geri dönüşü olmayan şirke ve yanılgıya düşürmüştür. Bu giderek öyle bir hal almıştır ki, insanın gözünü şeytanın saptırmasından başka hiç bir şeyi görmez ederek, inada, ısrarla yanlışa devam edilmektedir.
Sünnilikle Şiiliğin, Hanefilikle Şafiiliğin, Zahiriliğin Malikiliğin, Hambeliliğin, Hariciliğin, Bâtıniliğin, daha nice mezheplerin aralarındaki itilafların ana kaynağı Kur’an değildir. Peygamber’e ait olduğu söylenen sözlerdir. 150- 200 sene sonra kayda geçirilen, ağızdan ağıza, kulaktan kulağa değişen rivayetler, çeşitli kültürlerin etkisi ile, Peygamber’in anladığı ve uyguladığı İslam’dan çok farklı sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Buradan hemen hadisleri inkâr ediyor, denmesin. Kur’an’a uygun olanlara imanımız tam. Biz uydurulanlara karşıyız.
Hadis ilmiyle uğraşanların bildiği gibi, hadis kitaplarının önsözlerinde, 150–200 sene sonra yazmaya başladıklarını, Buhari’nin aldığı hadisleri Müslimin almadığını, bunların aldığını diğer hadisçilerin almadıklarını kendileri yazıyorlar. Fakat kraldan çok kralcı denir ya, sonradan gelen Kur’an dışı zihniyetler, bunları şaşmaz, değişmez, ilan ederek, hem Allah’ın sıfatını, yanılmazlığını, şaşmazlığını bunlara vermişler, hem de Kur’an ayarına, değerine getirerek kutsallaştırmışlardır. Buhari, Müslim ve diğerlerini, mezhep imamları dediğimiz insanların görüşlerini izah ettim, onlar diyor ki biz insanız, dolayısıyla yanılırız diyorlar; fakat kralcılar, yok yanılmazlar, hata yapmazlar diye ortalığı velveleye veriyorlar. Biz de diyoruz ki: Yahu adamlar sizin dediğiniz gibi demiyorlar, biz yanılırız, ama bu görüşlerimizi, mezhebimizi, yazdığımız sözleri, hadisleri kutsallaştır-mıyoruz, diyorlar. Kralcılar hala koro halinde, yok yok öyle değil, hak mezhep, hak görüş, onlar yanılmaz diyorlar, farkımız bu ne diyelim?

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.