İlk önce anne olacağınız haberini alıyorsunuz. Dokuz ay karnınızda taşıyıp dünyaya getiriyorsunuz. Sonrasında bir aşı sonrasında çocuğunuz normalliğini kaybediyor. Ve yaşıtlarına göre çok geride kalan çocuğunuzun otizm hastası olduğunu öğreniyorsunuz. Bir annenin hayatı işte bundan sonra başlıyor. 2,5 yaşında çocuğunun otizmli olduğunu öğrenen Sevil Altunel, bu süreçte yaşadıklarını Kayseri Meydan’a anlattı.

 

AŞIDAN ÇOCUKLAR BOZULUYOR

Çocuğunuzun otizmli olduğunu ne zaman öğrendiniz?

Oğlum 2005 yılında dünyaya geldi. Dokuz aylıktı. O zaman çocuğuma bir aşı yaptırmıştım. Bunu vurgulamak istiyorum. Aşıdan çocuklar bozuluyor. Bunu da iddia ediyorum. Çocuk o aşıdan sonra üç gün boyunca ateşten ağladı. Durmadı. Ama çocuk gün gün eridi. Çocukta bakış gitti,  algı gitti. Bildiğiniz et yığını haline geldi. Yürüyemedi. Bir buçuk yaşına kadar emeklemedi. Bakmadı.  O dönem çocuğumun durumunu biraz sakladım. Yaşıtlarına bakıyordum çocuk yürüyordu, emekliyordu, konuşuyordu. Benim çocuğumda hiçbir şey yapmıyordu. Sürekli yerlerde yatıyordu. Karnının üzerine yatıyordu. Gece gündüz uyumadı. Sürekli ağlardı. Bir bebeğin yüzünde hiç mi bebek olmazdı. Hiç olmadı. Dokuz aya kadar çok iyiydi. Dokuzunca ayda o iğne vurulduktan sonra çocuğum kötüleşti.

BU BİR YANGIN

Eşimin eczacı arkadaşı bize misafirliğe gelmişti. Ve bize çocuğumuzun otizm olabileceğini söyledi. Bir araştırmamızı söylediler. Eczacı arkadaş, bize bir doktor önerdi. O doktora gittiğimizde tahlillerde hiçbir sıkıntı çıkmıyordu. O kadar çok üzülüyordum ki çocuğumun otizm hastası olabileceğini kabullenemiyordum. Ve kabul etmeme süreci başladı. Ve bu aşamayı çok uzatanlar var. Uzatınca çocuğu zaten kaybetmiş oluyorsunuz. Bu bir yangın. Çocuğunuz yanıyor. Nasıl söndürürüm diye düşünüyorsunuz. İnternetten otizm diye okudukça yangın dedim. O çocuk yanıyordu şuan. Ne kadar çabuk hareket edersen o çocuk için o kadar artı. Ben bir toparlandım. Ve özel eğitimlere başladık.

YANGINI SÖNDÜRMEYE ÇALIŞTIM

O dönem babam babamı kaybettim. Eşim iflas etti. Ben Allah’ım daha ne var dedikçe doktor çocuğumuza otizm teşhisini koydu. Benim çocuğum en olduysa o aşı sonrasında oldu. Bu bir kimyasal oyun. Çocukların yedikleri hazır gıdalar çok zararlı. Çocukların beyin hücrelerini öldürüyor. Türk neslini yok etmeye çalışıyorlar. O zamanlar herkesten destek gördüm. O yangını söndürmeye çalıştım. Eşim, eşimin ailesi, kendi ailem hep yanımda oldu. Ve sonrasında tek tek herkes hayatımdan gitti.

ÖZEL EĞİTİMLERE BAŞLADIK

Özel eğitimlere başladık. Çok sık programları zor dönemleri en küçük hasarla atlattık. Günlük liste yapıyorduk. Hazırladığım o programı ilk önce kendime uyarladım. Kendimi daha çok geliştirdim geliştirdikçe daha çok araştırdım. İnternetten sürekli araştırmalar yaptım. Otizmle alakalı kitaplar okudum. En büyük destekçim ise otizm hastalığı başından geçenler oldu. Mail gruplarımız vardı. Herkes orada yaşadıklarını anlatıyordu.  Damdan düşenin halinden damdan düşen anlıyor.

OTİZMDEN İYİLEŞEN ÇOCUK YAZARDIM

Otizmden iyileşen çocuk yazardım internete. Çünkü ben çocuğumun iyileşmeyeceğini kabul etmedim. Ömür boyu süreceğini kabul etmedim. Yangından ne kurtarırsam dedim. O çocuktan geriye kalan ne varsa diriltmeye çalıştım. Çok yoğun tedavi programı uygulamaya başladık. Doktorumuz Hakan Beyin bizlere manen çok desteği oldu. Bizlere çok güzel destek oldu. Moral verdi.  Hakan Bey bize, “Ne demek iyileşmez. Otizm hastası olup ne insanlar var iyileşen.”dedi. Doktorumuzun inandırıcı olması bize daha çok güç verdi.

ANA- OĞUL PİYANO ÇALIYORUZ

Tarık Altunel, 12 yaşında. Şuan dördüncü sınıfa gidiyor. Gecemi gündüzümü oğlumla geçiriyorum. Oğlum için hayatımda çok kişiyi ihmal ediyorum. Ama yapacak bir şey yok.Ben şuan kap kaç zamanındayım. Çocuğuma ne öğretebilirim diye düşünmekteyim. Şimdi emek vereyim ki sonrasında meyvesini yiyeyim. Tarık şuan piyona çalabiliyor. Basketbol, voleybol oynayabiliyor. Ve bende onun sayesinde bende çocukluğumda yapamadığım çok şeyi yapıyorum. Ve bende zamanla yaptıkça keyif almaya başladım.

ANNELİK ÇOK BAŞKA BİRŞEY

Hani deseler çocuğundan alıp acıyı hastalığı sana vereceğiz deseler düşünmeden hiç bütün derdi alırsın. Yeter ki çocuğun iyileşsin. Çünkü çocuğun acılar içindeyken annenin nefes alıp verirken yüreğine bir şeyler diken gibi batar. Bir annenin kanadı kırık yavrusunun olması insanın yüreğini çok acıtıyor. Benim hayatta yapamayacağım bir şey yok derdim. Ama çocuğunun kanadı kırıldı. Hadi yap o kanadı. Şifa şifadan oluyor. Bu yazıldıysa şifa oluyor. Zamanımı boşa harcadığım zamanlar yüreğim sızlıyor. Çocuğuma bu zamanda bir şey öğretir miydim diye düşününce vicdan azabı çekiyorum.

BABA SEVGİSİ GEREKİYOR

Hastalığın ilk zamanlarında herkes yanında oluyor. Sonra herkes bir bir uzaklaşıyor. Çocuğumun kimliğini kazanacağı yaş tam. Benim bu aşamada çocuğumun yanında olmam gerekiyor. Ve bir anne aynı zamanda bir kadın olarak çözemediğim sorunlar oluyor. Birine ihtiyaç duyduğum oluyor. Örneğim, çocuğumla konsere çıkıyorum. Videomuzu çekecek kimse olmuyor. Babalarında bu aşamada çocuklarının yanında olması gerekiyor.

Benim çocuğum bir otizmliye göre imkansızı başardı. Ama otizmli çocuklar biraz  suiistimale fazla açık. Benim çocuğum bir yere gittiği zaman ben çocuğumu değil çevreyi bekliyorum. Bazen öğretmenler tarafından çocuklar aşağılanıyor, reddediliyor. Ve ben bu nedenden dolayı çocuğumu evimin yanındaki okul yerine iki mahalle uzaktaki okula gönderdim. Allah herkese şifa versin. Damdan düşenin halini damdan düşen anlıyor

GÜLDEN ÇOKTAN

1 Yorum

  1. Zehra

    Evet yaşamayan bilmez Allah hepimizin yardımcısı olsun… Benim oğlumda 10 yaşında yoğun eğitimler sonucunda büyük ilerlemeler kaydetti. Bende oğlumun bir gün gelip çok büyük başarılar elde edeceğine inanıyorum. Otizmli annelere sesleniyorum hiçbir zaman pes etmeyin…

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.